GENÇLİK TAHAYYÜLÜNÜN GÜZİDE ŞEHBALLERİ

 
 

A.Kadir Çülük

  a.kadir@kemkumfikir.com
  2018-07-19 / 14:23:24
  170 kez okundu

                                        GENÇLİK TAHAYYÜLÜNÜN GÜZİDE ŞEHBALLERİ

                                                        

     Büyük adamlar kainatı velveleye vereneler değil, şuurları harekete geçirenlerdir.

                                                                                                                                              N.TOPÇU

       Son devrin büyük filozoflarından olan Nurettin TOPÇU' nun hiç bir eseri elime ulaşmasaydı, sadece bu cümlesi bile beyin kıvrımlarımda dolaşan tüm fikirleri alt üst etmeye yetebilirdi.

Şuurları harekete geçirmek  neydi? Nasıl olacaktı?

    Montaigne’nin biri sözü hiç aklımdan çıkmıyor. Mızmız, dırdırcı insanları hiç sevmem sinekler gibi, cilalı, pırıl pırıl yerlerde tutunamaz, pürtüklü, pürüzlü yerlere abanır, oralarda rahat ederler ya da sülükler gibi kan içer, kanla beslenirler. Ne derece saf duygularla söylenmiş bir sözdür bilemem fakat çağımız insanı bu amansız hastalığın mücadelesini veriyor.  Öyle zannediyorum ki bu iğrenç durum, işlerimize odaklanmayışımızın ve kibir dehlizi içinde yuvarlanışımızın olumsuz etkisidir. Otuz  yaşlarında, yaşarken hayata madde gözünü kapayan fakat ruh gözü ile yetmiş bir yaşına kadar hayatını devam ettiren büyük mütefekkir Cemil MERİÇ, insanın dünyadaki konumunu nasılda güzel çiziyor. Senin zavallı gölgen zaman perdesine belki bir kere bile aksetmeden, oyuna katılamayan bir kukla gibi unutulup gideceksin. Müthiş.

     İnsan haddini bilme yolunda uygun adım fakat geriye doğru nasılda yürüyor. Vahyin haykırışına kulak tıkayan bizler kibir sofralarının başköşesini kimseye bırakmamanın haklı gururunu yaşamalıyız. Uzuvlarımın uğrayacağı hiçbir saldırı düşüncelerimin ruhuma çektirdiği azap kadar işkence veremez.

Bu işkence öyle bir hal aldı ki cevabını aradığım şu basit sorunun menşeine inmeden sancı kesilmeyecek gibi…

   Kem küm etmeden , mızmız ve dırdırcı tavırlardan uzak bir eda ile ,gençlik tahayyülü resmetmiş olan güzide şehballerimiz bizlerden ne talep ettiler? Şuurları harekete geçirmek  neydi? Nasıl olacaktı?

   Başıboş bırakılan toprakta yüzlerce yabani ot biter lakin işe yaramaz. Dil ve akılda böyledir. Onları güzel şeylerle oyalamadığımız takdirde dilin konuşmadığı yabani cümle, aklın düşünmediği yabani fikir kalmayacaktır. Ve bu yabanilik, ömür tarlamızı boş otlarla dolduracaktır.

"Ashabı Suffe" , ilk şuur hareketinin adı. Tarihi on dört asır geriye taşıdığımızda karşımıza çıkan ilk gençlik okulu. Kim di bu gençler? Ne yaptılar?

   İslam tarihi yada siyer  kaynaklarını biraz irdelediğimizde, alışıla gelen bir çok konu başlıklarının dışında bir mesele. Cılız, ötelenmiş. Oysaki Hz Muhammed'in (S.A.V) nazarında en ehemmiyetli kurum. Ashabı Suffe. Yetmiş küsur kişilik dev fikir ordusu. Tamamına yakını genç. Fakir ve kimsesiz.

Ebu Hureyre (r.a) şöyle demektedir:

"Ben suffe ehlinden öyle kimseler gördüm ki, hiç birinin üzerinde bütün vücudunu örten bir elbise yoktu."

  İslam’ın ilk yıllarında batıdan doğuya, güneyden kuzeye kadar dünyanın her bir köşesine inandıkları davayı taşımak adına , bu okulda donanım elde etmenin gayretini taşıyan bu ordu, vazifelerini layik-i vechile yerine getirmişlerdi. Zira onların Şehballeri kainatın sultanı idi.

 Gençliğe önderlik eden nice Şehballerimiz  vardır ki asla gençliği hiçe saymamış, onları bir nakkaş gibi işlemenin gayreti ile ömürlerini tüketmişlerdir.

  Alparslan’ ın gençleri Malazgirtten Anadoluya girdiklerinde  “Artık kartal yuvasını aldık, Bizans bizimdir” haykırışları, Kostantiniyye’nin surlarına çarpıp Anadolu ya geri dönüyordu.

  Fatihin gençleri bir hayalin can bulmuş hali değimli? Akif, yaşamı boyunca “Asımın neslini” aramış, bir çok mütefekkir gibi  “diriliş neslinin amentüsünü” haykırmıştı. Mayasında çile, duruşu dik olanlar “yağız atlı süvariyi” koştururken çatladı. “Köprüde karımı ve çocuğumu yaksalar yine de davamdan vazgeçmem” diye mırıldanırken,  tarihin sayfalarına kaydedilen bu ses Erzurumlu Hüseyin Avni ULAŞ’tan başkası değildi.

  Hayatını bir hareketin ahlakına adayan büyük üstat, güzide şehbalimiz, Topçu değil miydi?  Daha niceleri.

   Öylese, gençlik adına konuşacak olanlar,  gençliğe şehbal açacak olanlar olmalı değil mi? Oysaki onlar güneşi ceketlerinin astarında kaybetmişlerdi, bizler ceketi bile kaybettik.

   Gençlik adına, gençliğe yön vermeye namzet kim var ise, gençliğin önünde, onlarla  ömrünü feda etmeye hazır olmalıdır. Zira toprağa basmak kolay, tohumu beklemek zordur.

   Gençliğe Şehbal açmaktır mesele, uçmaya herkes uçar.

 

 

 

 

 

  

   

 

 

 

   

 

 

 

 

Anahtar Kelimeler:
 
 
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.