ÖTEKİ İLE YAŞAMAK
- - - - - - - - - -

ÖTEKİ İLE YAŞAMAK

 
 

Enes Şimşek

  enes.simsek@kemkumfikir.com
  2018-07-24 / 22:49:27
  10371 kez okundu

ÖTEKİ İLE YAŞAMAK

 

‘’Öteki ‘’ ya da ‘’ötekileştirme’’ sözcükleri gündemimize yakın zamanda girdi ve bu gündemde kayda değer bir yer edindi. Her ne kadar hayatımıza yeni giren bir sözcük olsa da ‘’öteki’’nin varlığı insanlık tarihi kadar eskidir. Bunun ilk örneğini, Âdem’in çocukları arasında yaşananlarda bulabiliriz. İki kardeş de kendisini iyi ve doğru yolda görürken, diğerinin yanlış yaptığı fikrinde sabitti. Hatta babaları da açıkça göstermese de onlar arasında bir taraf tutuyordu. Nihayetinde bir kardeş, diğerinin hayatına son verdi. –Dinde, elindekinin en iyisini Tanrı’ya armağan ettiği için Habil iyi kabul edilse de, biz olaya ‘’öteki’’ bağlamında baktığımız için bu noktayı görmezden geliyoruz. Amacımız iyiyi ya da kötüyü belirlemek değil, ‘’öteki’’nin varlığını anlatmaktır.– O günden bugüne gelinceye dek dünya üzerinde, çok az kısmı kayıtlı olmak üzere sayısız ötekileştirme yaşandı. Kimi zaman cinsiyetinden, kimi zaman ten renginden, kimi zaman ait olduğu milletten ve daha sayamadığımız pek çok sebepten dolayı, sayısızca insan ve grup ‘’toplum dışı’’ olarak yaftalandı. Çoğu defa bu yaftalama da yeterli kalmadı. Ötekiler, toplumun bireylerine tanınmış olan haklardan mahrum bırakıldı, sürgün edildi, işkencelere maruz kaldı ve katledildi. Nihayetinde, kendilerini ‘’yerleşikler’’ olarak görenlerin, ‘’ötekiler’’i yarattığı toplumlarda huzursuzluğun ve kaosun baş gösterdiği görülmektedir.

 

Günümüzde yazılı, görsel ve işitsel medyaların çeşitlilik kazanması; haberin üretiminin ve dağıtımının daha kolay hale gelmesiyle birlikte ‘’öteki’’ olarak nitelendirilenler de seslerini duyurabilme imkânına ulaşmıştır. Bu durum, ‘’öteki’’ kavramının gündemimize girmesinde motor rolünü üstlenmiştir. Ayrıca bilgi teknolojilerindeki gelişmeler ile birlikte bilgiye ulaşmanın kolaylaşması ve bu yolla toplumsal bilincin artmasının, ‘’insan hak ve hürriyetleri’’ fikirlerinin yaygınlık kazanmasının rolü de göz ardı edilemez.

 

Bilimsel bilgi, herkesin üzerinde fikir birliği sağladığı, denenebilir bilgidir. Suyun kaynama derecesinin bilgisi denenmiş ve herkes tarafından kabul edilmiş bir bilgidir. Birisinin ‘’kabul etmiyorum’’ demesi de bu gerçekliği değiştirmez. Ancak toplumsal, dini, tarihi ya da etnik meseleler hakkındaki bilgiler daima tartışmaya açıktır. Tartışmada da doğal olarak farklı fikirler vardır. Bu konularda edindiğimiz bilgilerimizi doğru olarak kabul etsek de, bu yalnızca bizim doğrumuzdur. Suyun kaynama derecesi hakkında kesin bir kanun vardır. Ama sokağa çıkarken giyinilmesi gereken kıyafet konusunda herkes farklı görüşlere sahip olabilir. Öteki ile yaşamak, bütün farklı düşüncelere, yaşam biçimlerine ve tercihlere saygılı olabilme sanatıdır. Dinleri ya da kültürleri, insanlara bir takım şeyleri emredebilir, bazı davranışları ve düşünceleri normal kılarken, bazılarını da yasaklayabilir. Ancak unutulmamalıdır ki birey, içinde yaşadığı toplumun çoğunluğunun benimsediği dini ya da kültürel öğretileri kabullenmeme özgürlüğüne sahiptir. Bu öğretileri kabullenmemesinden dolayı da bireyin topluma ya da dine bir zarar vermezler. Bir kadın türban takabilir ya da saçlarını açabilir. Bu yönleriyle ikisinin de topluma faydaları ya da zararları söz konusu değildir. Fayda, bireyin topluma sağladığı katma değerdir, toplum için ürettiğidir, toplumda bıraktığı olumlu iz’dir. Topluma faydalı olma yolunda ilerlerken, kıyafetin, yaşam biçiminin, cinsiyetin ya da tercihlerin etkisi yoktur. O halde sırf bizim gibi düşünmediği, giyinmediği, inanmadığı ve yaşamadığı için bir insanı yargılama, dışlama hatta zaman zaman zarar verme hakkını kendimizde görmemiz, toplumsal barışa ve huzura zarar vermekten başka bir işlev görmeyecektir. Toplumun temelinde ‘’öteki’’ yoktur. ‘’Öteki’’ üretilmiş bir olgudur. Öteki ile yaşama erdemine erişebilmenin yolu, ön yargılarımızdan arınmış bir biçimde empati kurmaktan geçer. Toplumdaki her türden çeşitlilik, zenginliktir. Ancak bu zenginliği işlemek için farklılıklara saygılı olmak gerekir. Çıkarılmada yerin altında var olan petrolün kimseye faydası yoktur.  Toplumsal huzur, toplumdaki bireylerin sahip oldukları tüm özelliklere, düşüncelere, inançlara ve tercihlere saygılı olabilmekle doğrudan orantılıdır. Aksi halde huzursuzluk ve kaos kaçınılmazdır. Tarih, bunun acı tecrübeleriyle doludur.

Anahtar Kelimeler:
 
 
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Araf Yıldırım
2018-08-04 14:14:05
Güzel bir yazı. Şu anki topluma ayna tutuyor. Tebrikler
Şadi kaymaz
2018-08-04 14:14:13
Hımmm, güzel beğendim kardeşim, diğer yazılarında görüşmek dileğiyle
Tuncay KALYON
2018-08-04 14:14:22
TEBRİKLER ENES BEY...